Mario Gabay [1]- Dünyaca Maruf Naylon Japon Balık Ağları Türkiye Genel Mümessili - Momoi Fishing Net MFG. Co. LTD.
[1] gabbai, (Hebrew: “collector”, ) plural Gabbaim, or Gabbais, treasurer or honorary official of a Jewish Orthodox congregation, often placed in charge of funds used for charity. The office is a carry-over from former times, when men whose reputations were above reproach collected funds for charity. These gabbaʾe tzedaqa were so esteemed that no financial reports were ever asked for. The Talmud, nonetheless, insisted that they work in pairs to avoid suspicion of wrongdoing.
Originally, gabbaim were men who gathered taxes for the Roman government. In this capacity their reputation as cheats and scoundrels was so notorious that their testimony was not accepted in Jewish courts of law.
Sami Kamhi Villa, 1986 | Architect: Utarit İzgi
ÇOCUKLUĞU VE AİLESİ
· 13 Haziran 1925, yani doğduğum tarih, her bakımdan ilginçti ancak bunun tek sebebi benim doğmuş olmam değildi. 13 rakamının Talmud'daki ifadesi "sevgi"ydi ve bu benim açımdan son derece önemliydi. Yıl 1925'ti, 25'in Talmud'daki anlamı ise "barış sevgisi"ydi. Bu iki hisse de yani "barış"a da, "sevgi"ye de bütün ömrüm boyunca bağlı kalacak, politik girişimlerimde de yine bu iki hedef için yoğun çaba sarf edecektim.
· O yıllarda İstanbul'da yaşayan Musevi ailelerinin hemen hepsi gibi, geniş bir aileydi bizimkisi de. Geniş aile formu, sadece İstanbul Musevileri için değil, genel olarak bütün Museviler için geçerliydi. Neden derseniz, bilhassa Avrupa ülkelerinde dışlanıp horlanan ve her fırsatta ezilmek istenen Museviler, geniş aileler halinde yaşamak mecburiyetindeydi. Zaten Avrupa'nın hemen her kentinde bulunan Musevi gettoları,biraz da bunun sonucuydu.
Benim ismim esasında bir hayli uzundu: Jak Cordoba Sultana Hayim Kamhi.Evimiz de en az ismim kadar uzun ve kalabalıktı. Tepebaşı'ndakievde annemin iki kız kardeşi Rachel ve dul teyzemSarina ile oğlu Maks de bizimle beraber yaşıyordu. Rachel teyzem,müziğe ve dansa çok düşkündü. Gramofona plaklar koyupçalar ve bu müzikle birlikte dans ederdi. Zaten bize valsi,tangoyu, fokstrotu öğreten de Rachel teyzemdi. Sonra bir gün Rachel teyzeme Fransa'dan bir davet gelmişve o da 1930'da Limoges kentine gelin gitmişti. Teyzemin oradaGilles ve Jacques isimlerini verdiği iki erkek çocuğu olmuştu.Hem kendisinin hem de çocukların Türkiye Cumhuriyetivatandaşlığını muhafaza etmek, Rachel teyzemin yaptığı enönemli ve akıllıca işlerden birisiydi. Bunun faydasını ise asılsavaş yıllarında görecekti.1942'de Fransa Alman orduları tarafından işgal edildiğindekocası evinden alınıp kamplara götürülmüş ve bir daha dahaber alınamamıştı kendisinden.,
Babam Bulgarca, İspanyolca, Fransızca, İtalyanca ve Rumca konuşurdu. Annem de İspanyolca, Fransızca, Rumca bilirdi. Bizim evde de, bütün diğer Sefarad evlerinde olduğu gibi Ladino ve Fransızca konuşulurdu. (…) Ben çocukken bize bakan Rum mürebbiyelerden Rumca da öğrenmiştim.
Mübalağa ettiğimi düşünenler olabilir ama hakikat buydu: Unkapanı'ndan Eyüp'e kadar Haliç kıyısındaki arazilerin büyük çoğunluğu Kamhilere aitti.
Ben doğduğumda babam muhtardan nüfus işlemlerini yapmasını rica etmiş, o da büyük bir gönül rahatlığıyla benim nüfus cüzdanımın din hanesine İslam yazdırmıştı. Yedek Subaylığa gireceğim zaman nüfus cüzdanımı eline alan subay din hanesinde "İslam" yazdığını görünce çok şaşırmıştı. Neyse ki, askere giderken durum fark edilmiş ve düzeltilmişti. Oysa o güne kadar kimsenin aklına nüfus cüzdanıma bakmak gelmemişti.
Cumhurbaşkanı olmadan önce İstanbul'a her gelişlerinde Pera Palas'ta kalırdı İnönü ailesi. Onların kaldığı oda, bizim evin tam karşısına düştüğü için de kısa sürede Ömer ve Erdal ile arkadaş oluvermiş, öyle ki fırsatını bulur bulmaz pencereden pencereye seslenerek şakalaşmaya başlamıştık. Hiç unutmuyorum…
Bir gün köyünden yeni gelen bir bekçi babama dönerek,"Patron, yolda gelirken kendi kendine yürüyen garip bir araba gördüm. Ne katırı vardı ne öküzü, nasıl yürüyor?" dedi büyük bir şaşkınlıkla. Bizim bekçinin kastettiği tramvaydan başka bir şey değildi ve ne yazık ki o yıllarda Anadolu medeniyetten bu kadar uzaktı.
Galiba on yaşındaydım. Yani 10. yıl kutlamalarının üzerinden çok değil iki sene geçmişti. Bizimkiler kaplıcalara girmek için belirli dönemlerde Yalova'ya giderler ve giderken bizi de götürürlerdi. (…) Bağırıp çağırıyor, ortalıkta koşup duruyorduk. Tam o sırada üstü açık güzel bir araba yaklaşmaya başladı kaplıcalara doğru. Birden herkes "Atatürk! Atatürk!" diye birbirinin kulağına bir şeyler fısıldadı...
Ticarete ilişkin ilk bilgileri babam ve amcamdan aldım gerçi ama mahalle bakkalımızın katkısını da ihmal etmemem lazım. Evimizin hemen karşı sırasında bulunan bu bakkaldan bütün ihtiyaçlarımızı karşılardık. Bu işi de genellikle ben yapardım. (…) Bana ticarete dair kimi incelikleri öğreten bu bakkal amca, sonradan bütün Türkiye'nin tanıdığı bir isim oldu.
İLK AŞK
İngilizcesi gayet iyi olan arkadaşım, derdini Fransızca anlatamadığı için benden rica etmiş, ben de bu ricayı kıramadığım için onun adına Lea Moskoviç'e aşk mektupları yazmaya başlamıştım. (…) Bir süre sonra, ister istemez benim duygularım hâkim olmaya başlamıştı mektuplara. İstanbul'daki meçhul bir sevgiliyi özler gibi duygularımı kelimelere döküyor, o meçhul sevgili sanki benim sevgilimmiş gibi son derece duygusal ve romantik cümleler yazıyordum. 1949 yılının kimi zaman eksi 27 dereceyi bulan soğuğunda Ankara Yedek Subay Okulu'nun yatakhanesinde kaleme aldığım mektuplar, doğrusu bu ya, benim de içimi ısıtıyordu. Ancak mektupların altındaki imza arkadaşıma aitti. İşte bunun için Lea Moskoviç, İstiklâl Caddesi'nin ortasında, "Yazdığın mektuplar çok etkileyiciydi" deyince şaşırıp kalmıştım...
İlk görüşte aşk diye bir şey vardı ve ben görür görmez âşık olmuştum Tüli'ye. Ne var ki Tüli, yedek subaylığımı yaparken tanıdığım arkadaşım Kemal Uşaklıgil Aksel ile evlenecekti. Kemal, Atatürk'ün eşi Latife Hanım'ın yeğeni ve Süreyya Paşa'nın da torunuydu. Yani Tüli için iyi bir seçim sayılırdı. Ancak evlilikleri yolunda gitmiyordu.
İŞ HAYATI
Profilo Şirketi sayesinde Türkiyemizin nal çivisine bile muhtaç olduğu, döviz darlığı çektiği yıllarda, Karayolları'nın ihtiyacı olan trafik direği, yol kenarı çelik "barbacane"ları gibi birçok malzemeyi biz ürettik. (…) Eminönü, Vatan Caddesi ve Beşiktaş'a hiçbir bedel almadan üst geçitler yaptık ve İstanbul'da üst geçit dönemini açtık. (…)1959'da soğutma aksamı haricinde tamamen yerli olanaklarla ilk Frigolux buzdolabını ürettik. Bunu ilk otomatik çamaşır makineleri ve birçok mutfak eşyasının üretimi takip etti.
Açılan ateşle camı delen kurşun oturduğum yerin birkaç milimetre ötesinden geçerek arka koltuğa saplanmıştı. Olay yerine vardığımızda polis bize geçiş izni vermedi ama biz hiçbir işçimiz yaralanmadan bu tehlikeyi de atlatmayı başardık…
LİDERLERLE YAKIN İLİŞKİ
Bıyığımı Avrupa Birliği için keseceğim hiç aklıma gelmezdi doğrusu! Avrupa Birliği ile bıyığın ne ilişkisi var diyeceksiniz belki de içinizden? Ama anlatınca bana hak vereceğinizden eminim.
Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac ile bir kez de Brüksel Zirvesi'nden önce 15 Kasım 2002'de ERT delegasyonunu öğle yemeğinde kabulü sırasında görüşmüş ve Cumhurbaşkanımız Ahmet Necdet Sezer'in mektubunu takdim ettim…
Etkinlikleri yöneten Musevi kökenli ABD'li Charles Zwick'le samimiyetimizi pekiştirmek suretiyle, Başkan Ronald Reagan'la daha yakın olma fırsatı da bulduk ve bu yakınlığımız Reagan başkanlıktan ayrıldıktan sonra da devam etti.
ABD'nin son Başkanı Obama, başlangıçta bazı olumsuz odakların etkisinde kalarak ülkemiz aleyhinde bir tutum sergiledi ancak yerinde müdahalelerimiz sayesinde bu tutumunu değiştirdi.
Erdoğan ile ilk olarak, İstanbul Belediye Başkanlığı'nı üstlendiği süreçte, Fransız Büyükelçiliği kutlanmasında karşılaştım.
Abdullah Gül ile ilk karşılaşmam, Paris'te havalimanında oldu. Yanıma gelerek nazikçe selamladı. Heyetinin uçağa binmesini beklerken de yanıma gelip beraberinde uçağa binmemizi istedi...
Süleyman Demirel'i, 1965-1969, 1969-1971, 1975-1977, 1977-1978, 1979-1980 ve 1991-1993 yıllarındaki 6 başbakanlık döneminde ve 1993-2000 yılları arasındaki Cumhurbaşkanlığı döneminde hep ziyaret ettim ve İKV Yönetim Kurulu Başkanı iken de Avrupa Birliği ile ilişkiler konusunda müteaddit kereler bilgilendirdim. Onun geniş vukufuna hayrandım. Her suale verdiği ilginç cevapları meşhur idi.
Özel sektörde bulunduğu dönemde kendilerini ve çok yakın görüştükleri Adnan Kahveci ve eşlerini evimde ağırlama onuruna nail olmuştum.
Ecevit Profilo Alışveriş Merkezi'ni ziyaret eden tek liderdi. Bu hatıralarımı yakından bilenler, hatırlayacaklardır; Rahşan Ecevit'in vakfının kuruluş aşamasında üye olmamı sağlayarak beni onurlandırdılar.
Türk lirasının istikrarsızlığının giderek arttığı süreçte, Özer Çiller beni telefonla aradı ve Başbakan Çiller'in ABD Başkanı Clinton ile görüşmek için Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan başvurulara bir türlü cevap alınamadığını belirterek, bunun nedenini araştırıp araştıramayacağımı sordu. Ben de konuyla ilgili muhtelif başvurularıma bir cevap alamayınca New York'a bir seyahat planladım ve New York'a varınca da ilgili kişilerle ayrı ayrı görüşerek başvuruların Beyaz Saray'da bekletildiğini öğrendim.
"My fathers had set up ship dismantling workshops on their own land. In fact, until a while ago there were still such workshops. However, during that famous Golden Horn cleaning, most of it was removed and moved to other places. Bedrettin Dalan, who was the IMM President in those days, started the operation and since our boat site was also expropriated, we entered into partnership with Ali Koçman and Marmara Transport and established a 100 thousand square meter shipyard site in Tuzla.
However, after that, both Koçman and Marmara Transport withdrew from the partnership and the construction site remained entirely to us. We are now continuing to manufacture boats in Tuzla with the company we have taken over Profilo.
Some families from the Black Sea who would later become ship owners, such as Kalkavanlar or Sadıkoğulları in the Golden Horn, also worked with my uncle and my father in dismantling ships."
Kamhi, who said that the majority of the lands on the Golden Horn coast from Unkapanı to Eyüp belonged to the Kamhils, but his uncle Bensiyon Kamhi, who went to Askale due to Wealth Tax, did not return.
Mavi Boncuk |
Jak ( Cordoba Sultana Hayim ) Kamhi (1925-2020)
Chairman of Profilo Holding AS. As a leading industrialist in Turkey, he was Member of the Board of the Istanbul Chamber of Industry. He has performed duties as an adviser to the Prime Minister of Turkey for Turkey-EU, and Turkey-US relations, and acts as a Voluntary Ambassador for EU Affairs. Mr. Kamhi was a Founding Member of the Chairman’s Club of the Ronald Reagan Presidential Foundation and Member of the Board of the World Business Council (USA). He was the first and only Turkish industrialist to be selected as a member of the European Round Table (ERT).
He was born on June 13, 1925 in Istanbul. He is a Turkish businessman of Jewish origin. He had a brother named Sami Kamhi and an older sister named Sharlot. He spent his childhood in Tepebaşı. He studied at Bene Berit primary school. He graduated from Saint Michel High School in Şişli, Istanbul. Then, he graduated from Istanbul Yıldız Technical University by studying engineering. Then he specialized in "steel construction" in France.
At the age of 17, he started his business life by obtaining regenerated raw material from old rubber, as he reads in a book the rubber raw material that rubber factories cannot import. Thanks to his French, which he knows very well, he also worked as a translator while in university internships. He worked at the road paving site at the age of 19.
He did his military service in Ankara in 1949 as a reserve officer.
In 1953, for the isolation of the Yesilkoy airport received information that would be material from the United States went to work by saying that material can be produced in Turkey. The Ministry of Public Works opened a tender. He worked with his chemistry professor from the university and managed to manufacture the material in accordance with its specifications. He won the tender and the money he earned at the end of the business became his capital.
That year would import cement in Turkey, he began supplying cement to all highways and several contractors.
With Profilo The company is in need even to Turkey's horseshoe nails, in exchange shortness of checks that year, Highways in need of a traffic pole, roadside contradictions, the Vatan Street and Besiktas made flyovers at no cost. In 1959, it produced the first Frigolux refrigerator with completely domestic facilities, except for the cooling system. This was followed by the first automatic washing machines and the production of many kitchen items.
He said and achieved many firsts. He manufactured the first refrigerator, the first washing machine, the first transistor radio, the first Honda motorcycles.
In 1954, the first time he laid the foundation with Profilo rental business in Turkey. First, he did profile joinery. The Profilo Group started its production in home appliances with coolers and continued with the production of electrical household appliances and electronic products. In 1971, his companies Profilo Holding A.Ş. brought together under the roof. Television production started in 1972. Profilo Telra company within the holding started its production in 1972 by producing black and white televisions. Profilo Telra moved to the new production site in Çerkezköy in 1991.
Kamhi Family is also the founder of Profilo Shopping Center in Mecidiyeköy.
He has achieved many successes throughout his professional life. Istanbul Chamber of Industry (ISO), the Economic Development Foundation (IKV), Foreign Economic Relations Board (DEIK), Turkey Metal Industrialists 'Union (MESS), Turkish Industrialists' and Businessmen's Association (TUSIAD) for many years in such organizations has served as the board of directors, and some presidential duties .
their contribution to Turkey's promotion abroad, the Foreign Ministry in 1991 "Distinguished Service Award" worthy Kamhi, he served a term as Prime Ministry for Foreign Promotion Board Member. In 1992, he was awarded the title of honorary doctor by Istanbul University Faculty of Engineering.
Jak Kamhi was the president of the 500th Anniversary Foundation, which was established in 1989 to explain the exemplary love and tolerance of Turkish society to humanity, from its establishment until 2008. On November 14, 2008, the founding president of the foundation, Jak Kamhi, was given the title of Honorary President of the Foundation. The head of the foundation has been Naim Güleryüz since November 14, 2008.
On January 28, 1993, a rocket attack was requested against Jak Kamhi. The assassination attempt failed after the attackers were delayed in firing the law's gun and Kamhi's bodyguards noticed the situation and fired it.
In 2007, the State Distinguished Service Medal was awarded by President Ahmet Necdet Sezer. He was awarded the 'Chevalier de la Légion d'Honneur' medal in 1991, the 'Officier de la Légion d'Honneur' medal in 2006, and the 'Commandeur dans l'Ordre National du Merite' medal by the President of France in 1997. In addition, Jak Kamhi, who was awarded the Medal of Honor of the Federation of Turkish-American Associations in the United States and the Trade Leadership Award of the Turkish-American Friendship Council, was awarded the "Commander of the Order of the Spanish Civil Merit" by the King of Spain in 2003.
Jak Kamhi, the first and only Turkish industrialist who was invited as a member of the European Industrialists Round Table (ERT) Group, which was established by the industry leaders of Europe, in 1991 left this position in 2003.

No comments:
Post a Comment