Sevgili arkadaşlar,
Erkan Yücel, Osman Şahin ve Nezih Coş’tan, ortak yazdıkları bir mektup aldım. Düşüncelerimi bilmenizde
yarar görüyorum.
Diyorlar ki:
“Sana ortak bir mektup
yazmak istememizin nedeni, çıkarmayı düşündüğün (dikkat edin, çıkarmayı düşündüğünüz değil de, “çıkarmayı düşündüğün”) Güney Sanat dergisi hakkındaki görüşlerimizi belirtmek ve yeni çıkacak günlük Aydınlık gazetesinin sanat sayfası hakkında sana bilgi vermek.”
Görüşleri de şu:
“Güney’in hazırlanması için şimdiye kadar yapılan çalışmaları aşağı yukarı izledik sayılır. Bu konudaki görüşlerimiz ise pek olumlu değil. Her şeyden önce Güney’in belirlenmiş bir siyasi çizgisi olmadığını gördük. Böyle bir derginin
neden, hangi ihtiyaçtan dolayı çıkarılmak istenebileceğini aramızda tartıştık.”
Neyi tartışıyorlar? Şunu:
“… Gerçekten de bir süredir
proleter devrimci mücadeleye sanat alanında katkıda bulunabilecek bir dergi ya da gazete yayınının gereği vardı. Özellikle revizyonist-burjuva sanat ürünlerinin sosyalist
maskesiyle halka yutturulmasıyla mücadele büyük önem taşıyordu. Türkiye’de devrimci sanatı geliştirmek, revizyonist sanat ve kültürle mücadele etmek,
üçüncü dünya sanatını tanıtmak, revizyonist olmayan yurtsever ve demokrat yazarları ilkeli bir şekilde dergi çevresinde toplamak çok çok önem taşıyordu. Böyle bir derginin iki süper devlete,
revizyonizme, oportünizme ve maceracılığa karşı verilen kararlı mücadeleyi sanat alanında bütünleştirmesi vazgeçilmez bir şarttı. Biz devrimci bir sanat dergisini böyle düşünüyorduk. Bugün ise, Güney’ın bu ihtiyacı karşılayacak bir dergi olmayacağı bizce kesin görülüyor. Güney, bize, umudunu,
savunacağı kararlı siyasi çizgiye değil, senin ününe ve ismine bağlamış kuru bir derleme dergisi gibi görünüyor.”
Ve soruyorlar:
“Tek başına böyle bir serüvene hangi amaçla atılmış olabileceğini de birbirimize sorup duruyoruz. Bugün en başta, sanatı siyasetten kopuk, bağımsız bir şey olarak gören burjuva
anlayışıyla mücadele etmemiz gerekmez mi? Tam bunu kıralım derken devrim isteyen
Yılmaz Güney’in bu tür bir
girişime tek başına atıldığını görüyoruz.”
Eleştirilerini özetleyelim.
1. Güney, belli bir siyasi
hedefi olmayan, siyasi çizgisi belli olmayan, bir adamın tek başına atıldığı bir serüven dergisidir. “Umudunu kararlı bir siyasi çizgiye” değil “Yılmaz Güney”in ününe ve ismine bağlamış “kuru bir derleme dergisi”dir.
2. Güney, sanat ve kültür
alanında Türkiye devriminin
ihtiyaçlarına karşılık veremeyecektir.
3. Güney, sanatı siyasetten kopuk görmektedir.
Eleştirileri bu noktalarda toplanmaktadır. İstek ve önerileri şu:
“Biz sanat konusuna kafa
yoran kişiler olarak seni de Aydınlık çevresi içinde görmek istiyoruz. Yazılarının ayrı bir dergide ya da başka gazetelerde yayınlanması yerine, günlük devrimci Aydınlık gazetesinde değerlendirilmesinin daha doğru olacağını düşünüyoruz. Bu tür bir çalışmanın hem devrimci sanatçıların birliğine, hem de genel olarak Türkiye devrimine
daha yararlı olacağına inanıyoruz.”
İşte sorunun özü, mektuplarının asıl amacı, eleştirilerinin, suçlamalarının gerçek nedeni budur.
Ne istiyorlar?
1. Güney çıkartılmamalıdır.
2. Yılmaz Güney ayrı bir dergide değil, Aydınlık saflarında olmalı ve Aydınlık gazetesinde yazmalıdır.
Ben bu çağrıya “hayır” cevabını veriyorum. Çünkü ben Aydınlık hareketini, Türkiye devrimine zararlı, Türkiye devriminin yolunda bir engel,
proleter devrimcilerin birliği önünde bir engel, proletarya partisinin önünde bir engel
olarak görüyorum. Aydınlık, ülkemizde en tehlikeli
oportünizm kalesi, sığınağıdır.
(Bu konularda farklı düşündüğümüzü sanıyorum. Taner arkadaş, Aydınlık siyasetinin kendisine
doğru geldiğini, kendisine yakın bulduğunu, fakat önderliğin burjuva olduğunu söylemişti. Bu değerlendirme yanlıştır, anti Leninist’tir. Bir siyasi hareketin önderliği hem burjuvaların elinde olacak, hem de burjuvalar doğru proleter devrimci siyaseti uygulayacak
ve geliştirecekler. Bu mümkün
değildir.)
Yukarıda, bu arkadaşların, devrimci bir sanat dergisinin siyasi temeli sayabileceğimiz düşüncelerini aktarmıştık.
Neler diyor (idi) arkadaşlar?
1. Proleter devrimci mücadeleye
sanat alanında katkıda bulunacak bir dergi ya da yayının gereği var (idi).
2. Özellikle revizyonist-burjuva
sanat ürünlerinin sosyalist maskesiyle halka yutturulmasıyla mücadele büyük önem taşıyor (idi).
3. Türkiye’de devrimci
sanatı geliştirmek, revizyonist sanat ve kültürle mücadele
etmek, üçüncü dünya sanatını tanıtmak, revizyonist olmayan yurtsever ve demokrat
yazarları ilkeli bir şekilde dergi çevresinde toplamak çok önem
taşıyor (idi.).
4. İki süper devlete, revizyonizme, oportünizme
ve maceracılığa karşı verilen kararlı mücadelenin sanat alanında da sürdürülmesi şart (idi).
Biz, bu “idi”lerin üzerinde
durmak zorundayız. Gerekli gördükleri
bu mücadele görevlerinin (idi) olmasının sebebi hikmeti nedir? Nedeni açıktır: Aydınlık gazetesi çıkıyor. “Güney’in bu ihtiyacı karşılayacak bir dergi olmadığı bizce kesin görülüyor.” Neden? Çünkü bu ihtiyacı ancak ve ancak günlük Aydınlık gazetesinin sanat sayfası başarabilir.
İşte arkadaşların mantığı budur. Kendileri bu görevi yerine getirecekleri
için, kendi dışlarında kimsenin mücadele etmesine gerek
yoktur. Bizim ve bizim gibilerin yapacağı tek şey, Aydınlık saflarına katılmak olmalıdır. Katılmayı reddediyorsanız, “oportünist” damgasından tutun da “karşı devrimci” damgasına dek, çeşitli damgaları yersiniz. Bu arkadaşlar için “Aydınlık” Türkiye devrimci hareketinin
yöneticisi ve yönlendirici merkezidir; ve en tutarlı, en doğru proleter siyaset, (kültür, sanat alanları da içinde) kendilerinin izlediği siyasettir. Bu nedenle, kendi dışındaki unsurlara tepeden bakmak, onlara bir ağabeyi tavrıyla yaklaşmak, bilgiçlik taslamak alışkanlıkları haline gelmiştir. Kendi dışlarındaki devrimcileri Aydınlık’a takınılan tavra göre belirleme durumundadırlar…
Bizim cevabımız açıktır:
1. Proleter devrimci mücadeleye
sanat alanında hizmet edecek, proletarya
partisinin oluşmasına ve inşası görevlerine katkıda bulunacak bir kültür-sanat dergisine
ihtiyaç vardır.
2. Önümüzdeki devrim,
proletaryanın öncülüğünde gerçekleştirilecek Demokratik Halk Devrimi’dir.
Başta proletarya olmak üzere,
DHD’ye katılabilecek bütün sınıf ve tabakaların aydınlarını, yazarlarını, sanatçılarını, ayrıca hangi sınıftan, hangi ulustan olursa
olsun DHD’ye hizmet etmek isteyen, yazar ve aydınları, sanatçıları ilkeli bir biçimde dergi çevresinde toplamak,
onlarla dayanışma kurmak, onların yalnızca sanatsal çabalarıyla değil, aynı zamanda toplumsal ilişkileriyle de DHD’ye hizmet etmelerini sağlamak enerjilerini en yararlı biçimde, edebiyat, sinema, müzik, tiyatro
vb. alanlarda (kolektif ve bireysel) değerlendirmek ve en geniş kitlelere ulaşmalarının yolunu açmak derginin
başta gelen görevidir.
3. Dergi, emperyalizme,
sosyal emperyalizme, uluslararası gericiliğin şu ya da bu biçimine karşı, dünya halklarıyla birlikte mücadele etmeyi görev sayarken,
özellikle iki süper devleti dünya halklarının baş düşmanı olarak görür. Bu noktadan hareketle, ABD ve Sovyetler Birliği halkları da dahil olmak üzere, bütün dünya halklarının devrimci sanatına ilgi duyarken, özellikle proletarya diktatörlüğü altındaki sosyalist ülkelerin ve Asya, Afrika, Latin Amerika’nın ezilen halklarının sanatını birinci derecede tanıtmayı başta gelen amacı bilir. Ayrıca, dünya proleter sosyalist hareketinin ürünü olan
sanat eserlerini ve sanatçılarını halkımıza tanıtmak, onların geniş kitlelere ulaşmalarını sağlamak görevimizdir. Kapitalizmin yeniden
kurulduğu eski sosyalist ülkelerin
devrimci geçmişlerine ve geçimişin devrimci ürünlerine saygıyla sahip çıkarız.
4. Konumuz gereği, çeşitli sınıf ve tabakalarla, çeşitli siyaset ve ideolojilerin etkisi altında bulunan, hatta bize karşı olan siyaset ve ideolojileri savunan unsurlarla
bağlarımız vardır. Bu nedenle, Türkiye’de
devrimci sanatı geliştirmek, ancak, faşizmin, revizyonizmin, oportünizmin, reformizmin,
şovenizmin, her türlü gericiliğin ve feodal düşüncelerin kültür sanat alanındaki uzantıları üzerine yürümekle, onların maddi köklerini yok edebilecek siyasetin
öncülüğüne kavuşmakla mümkündür. Mücadelemiz, sadece revizyonizme,
oportünizme, maceracılığa karşı olmakla sınırlı olamaz.
5. Özelikle, ezilen Kürt
ulusu ve diğer azınlık milliyetler ve halkların sanatının tanıtılmasına önem verilmelidir.
6. Dergi, kitlelerle daha
sıkı bağlar kurmak için, kitlelerin eleştirici soluğunu üzerinde duyabilmek için, gece, toplantı, yürüyüş, açık oturum, seminer vb. gösterilerin
düzenlenmesinde, kendi sınırlarını taşmayacak biçimde çalışmalar yürütülmelidir.
7. Dergi, içten eleştirilere sayfalarını açmalı, okuyucu mektuplarını değerlendirmeli, güdümlü
eleştiri ve mektuplara karşı uyanık olmalıdır.
8. Dergi, kitle eğitiminde, sanat ve kültür görevlerinin
daha iyi anlaşılması için, bilimsel yazılara ve yayınlara yer vermelidir. Ayrıca, roman, hikaye, şiir, senaryo yarışmaları düzenleyerek kitlelerin sanatsal ve kültürel hareketini
teşvik etmelidir.
Bu görevler bizim için
(idi) değildir. Dergimiz bu görevleri
yerine getirmek için çalışacaktır ve bu doğrultuda eksiklerini gidermek için çaba harcayacaktır…
Gözlerinizden öperim…
Source: http://kutuphane.halkcephesi.net/Yilmaz%20Guney/index.html
[1] Erkan Yücel (b.13 Mart 1944, Ankara - d. 9 Eylül 1985; Selçuk), Turkish theater, cinema and TV series actor.
[2] Osman Şahin (b. 3 Mart 1940, Mersin) Turkish writer
[3] Nezih Coş , Turkish film critic. (b.1949- d. January 1, 1987, Istanbul), graduated from the academy of economic and commercial sciences (itia). He worked in various magazines starting from 1968, and in the 70s he worked for the Turkish Cinematek Association and the Turkish Film Archive as it was then known. He wrote cinema articles in the newspaper Aydinlik. His research on movie theaters won an award. He died as a result of a traffic accident on January 1, 1987.


No comments:
Post a Comment