January 25, 2026

World Origins | Budala, Sapsal, Aptal, Alik


Men are born ignorant, not stupid; they are made stupid by education. [Bertrand Russell, paraphrasing Helvétius]

Mavi Boncuk |

BUDALA:  stupid, idiot EN [1][2] sıf. ve i. (Ar. bedіl “değişmiş olan, karşılık”ın çoğul şekli budelā’dan) [Türkçe’de tekil anlamında kullanılır]

1. Aklının azlığından dolayı yeterince düşünemeyen ve akıllıca hareket edemeyen (kimse), aptal, ahmak, bön, alık: O budala bu sözdeki nükteyi asla kastetmemişti (Târık Buğra). Arapça’da cemi olan “büdelâ”yı müfret olarak Türk hançeresine tıpatıp uydurarak budala şekline soktuk, fakat onun müfredi bedîl’i semtimize uğratmadık (Nejat Muallimoğlu).

2. (İsim tamlamasının ikinci öğesi olarak) Bir şeye düşüncesizce düşkünlük gösteren kimse: “Gösteriş budalası.” “Para budalası.” A zavallı çocuk sevdâ budalası olmuş, baksanıza gözleri bel bel bakıyor (Hüseyin R. Gürpınar).

Budalaca sıf. ve zf. Budala bir kimsenin davranacağı tarzda, budala gibi, akılsızca, aptalca: Ben bîçâre bu sözlere budalaca inandım (Mehmet E. Yurdakul). Hem bu ne budalaca tesellî (Peyâmi Safâ).

ŞAPŞAL sıf. ve i. (Kökü belli değildir) Derli toplu olmayan, üstünü başını düzeltmeye özen göstermeyen, derbeder ve kılıksız (kimse).

Anlayışı kıt, şaşkın, aptal, beceriksiz. Aynı karşılıktaki Yunanca sapsalos sözüyle ilişkilidir. Bu sözün de Eski Yunanca sálos (=çalkantı, çırpıntı, sarsıntı) kelimesiyle bağlantılı olduğu kanısındayım. Sonraları Yeni Yunancada salos sözü ‘divane’ karşılığında dile getirilmiş. Eski Yunanca saleio (=sarsmak), salákon (=kasıntı, yüksekten atan) sözleri de aynı kökten türetilmiştir. Yunanca tsapatsoulis (=özensiz) sözüyle de bir münasebetin olduğunu sanıyorum. Bu açıdan Rumcada çaproman veya çaprono ‘şaşılama’ karşılığında kullanılmış. Aynı kökten Rumca çapros sözü ise ‘şaşı’ karşılığındda biliniyor. Yunanca sapsalos kelimesindeki sap ön hecesi ise Eski Yunanca sapros (=bozuk) ile ilişkili görünmektedir. Yunanca sapsalos sözü, bir sarsıntı sonucu davranışları bozulan kimseyi ifade etmiş olmalıdır. Anadolu Türkçesi dışında Türkçeye yakın dillerde şapşal ve benzeri bir söz kullanılmamaktadır.
Köken

Türkiye Türkçesi çapaçul sözcüğü ile eş kökenli olabilir; ancak bu kesin değildir.

Yunanca sápsalos (aynı anlamda) Türkçeden alınmış olmalıdır. Farsça halk ağızlarında şapoşur (aynı anlamda) biçimi tespit edilmiştir.

Similar to  şapşik, şapşirik

Tarihçe (tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler)

[Evliya Çelebi, Seyahatname, 1665]

lağımcı Ermenīler daχı (...) ayaklarında şapşal [pejmürde?] siyāh çizmeler ile ve χırka-i mülevvesleriyle

[Esterabadi, Senglax, 1760]

şefşel/şafşal [[Batı Türkçesinde yakışıksız veya bedene tam oturmayan giysi]]

2. Alık, aptal.

ŞAPŞALAK sıf. ve i. (< şapşal+ak) Şapşal (kimse).MANKAFA

Sakağı hastalığına tutulmuş at; anlayışı kıt olan. Türkmence mangka (=sakağı) sözüne dayanmaktadır. Halkın ifadesinde manka kafa sözünden mankafa şekli belirmiştir. Bir kısım dillere de intikal etmiştir. Ermenice mankafa, Romence mangafa, Yunanca mankafás ve Bulgarca mangafá şekilleri ‘anlayışsız, aptal, geri zekâlı’ karşılığındadır.  

MANKAFA i. ve sıf. (< manka kafa, Türk. mañka “bir hayvan hastalığı, sakağı”dan halk etimolojisiyle)

1. Anlayışsız, aptal, sersem kimse: Ayıp değil ya, Rabbim işte beni mankafa yaratmış, anlayamıyorum… Söyle de anlayayım (Hüseyin R. Gürpınar). O kadar mankafa değilim, anlıyorum tabiî (Târık Buğra).

2. Sakağı hastalığına tutulmuş at.

APTAL sıf. ve i. (Ar. ebdāl abdal’dan) Davranışlarını kontrol etmekten âciz, zekâsı kıt (kimse), bön, alık, budala: Aptal olduğu için askere almamışlardı (Ömer Seyfeddin). Halbuki şimdi ak saçlı, aptal tavırlı, kaba saba bir çiftçi oldum (Reşat N. Güntekin). Bk. ABDAL

Aptal aptal bakmak: Şaşırmak, şaşırıp kalmak, düşünemeyen boş gözlerle bakmak: O yol göstermeyince aptal aptal bakardı (Sait Fâik). Aptal (Hasan) gibi: Boğaz tokluğuna çalışan kimseleri anlatmak için kullanılır. Aptala mâlûm olur: Olacak bir şeyi önceden söyleyenlere karşı şaka yollu kullanılır: “Bugün mektup gelecek dememiş miydim, işte geldi, aptala mâlûm olur.” [Bu sözle önceleri abdalın “ermiş” mânâsı kastedilirken zaman içinde “bön, aklı kıt” (aptal) anlamı kastedilmeye başlanmıştır].

ALIK sıf. ve i. (Eski Türk. alıġ “kötü” < al-ı-ġ) Budala, sersem, şaşkın (kimse), ahmak: Ben seni alık zannediyor idim, ama mâşallah sen epey fenlenmişsin (Hüseyin R. Gürpınar). Nihâyet bu zavallı alık zenci arabacıyı iknâ edebildim (Hâlide E. Adıvar). Sofiya’yı karşına alır keyfederdin öyle mi? Haydi alık sen de!… (Mahmut Yesâri).

ѻ Alık alık: Etrâfında olup bitenleri kavrayamayan şaşkın bir tavırla, bön bön, sersem sersem: Alık alık etrâfıma bakınıp dururken herkes birer birer dağılmaya başladı (Nâmık Kemal). Alık alık sırıttım (Reşat N. Güntekin).

ALIK (Kökü belli değildir) E. T. Türk. ve halk ağzı. Atın üşümemesi, terinin üstünde soğumaması için çıplak sırtına konan örtü, belleme: Hayvan hasta ise alık gündüzleri de çıkarılmaz; yörenin at bakıcılarına ve vilâyet merkezindeki baytara üzerinde alık olduğu halde götürülür (Fâruk Sümer).

[1] stupid(adj.)

1540s, of persons, "mentally slow, lacking ordinary activity of mind, dull, inane," from French stupide (16c.) and directly from Latin stupidus "amazed, confounded; dull, foolish," etymologically "struck senseless," from stupere "be stunned, amazed, confounded," from PIE *stupe- "hit," from root *(s)teu- (1) "to push, stick, knock, beat" (see steep (adj.)). Related: Stupidly; stupidness.

Native terms for this idea include negative compounds with words for "wise" (Old English unwis, unsnotor, ungleaw), also dol (see dull (adj.)), and dysig (see dizzy (adj.)). 

Of things, ideas, etc., "indicating stupidity," 1620s; by 1778 as "dull, pointless."

Stupid long retained its association with stupor, and its sense of "having the mind or faculties blunted or dulled, struck with stupor, dumbfounded" (often "stunned with surprise, grief, etc.") is attested by 1610s (OED pronounces it "Very common in Dryden") and lasted into mid-18c. It is now archaic. Blount's entire definition of stupid (1656) is "dismaid, abashed, astonied, amazed, senceless."

As a noun, "a stupid person," by 1712, colloquial. The difference between stupid and the less opprobrious foolish roughly parallels that of German töricht vs. dumm but did not evolve in most European languages.

[2] idiot(n.) early 14c., "person so mentally deficient as to be incapable of ordinary reasoning;" also in Middle English "simple man, uneducated person, layman" (late 14c.); from Old French idiote "uneducated or ignorant person" (12c.), from Latin idiota "ordinary person, layman; outsider," in Late Latin "uneducated or ignorant person."

This is from Greek idiōtēs "layman, person lacking professional skill," literally "private person," as opposed to a magistrate or others one taking part in public affairs, also used patronizingly for "ignorant person; unskilled workman." It is from idios "one's own; private" (see idiom).

The Greek noun had many special senses: "a common soldier" (as opposed to an officer), "a prose writer" (as opposed to a poet), in New Testament "an unlearned man." In plural, the Greek word could mean "one's own countrymen."

In old English law, one who has been without reasoning or understanding from birth, as distinguished from a lunatic, who became that way.

Idiot box "television set" is by 1959; idiot light "dashboard warning signal" is attested by 1961. Idiot-savant is attested by 1870.



No comments:

Post a Comment